Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: TÜRKİYE JEOMORFOLOJİSİ  (Okunma Sayısı 3038 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Admin
Site Yöneticisi (Admin)
*

Teşekkür Sayısı 39
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 999


Üyelik Bilgileri
« : Ekim 11, 2008, 09:48:08 ÖÖ »

REKLAM ALANI

Cografya




TÜRKİYE JEOMORFOLOJİSİ

Ders Sorumlusu :Yrd.Doç.Dr. Evren ERGİNAL

Hazırlayan: Bilinmiyor

1.Anadolunun değişik kesimlerinde yer alan ofiyolitlerin Alp Orojenezi açısından önemi nedir?

-- Anadolunun değişik kesimlerinde yer alan ofiyolitlerin yüzeyleri cilalı ve kaygan olduğu için (örn:serpantinler, peridotitlerin deniz tabanında 500 derece sıcaklıkta su almaları ile hacim genişlemesine bağlı olarak ve cilalı kaygan bir yüzeye sahip olarak oluşurlar.) Alp Orojenezinde ki şaryaj itilme-bindirmeleri hızlandırarak Alp orojenezi kıvrımlarının oluşumunu kolaylaştırıcı etki yapmışlardır.

2.Türkiye’de metamorfik masifler horst-graben yapılarının gelişimi açısından önemlimidir? Neden?

-- Önemlidir. Çünkü masifler sert kütleler olduğu için horst-graben yapıları gelişirken masiflerde bu gelişime yön vermişlerdir. Yani masifler horst-graben sistemi içinde ara kütleler olarak hem horst-graben oluşumunu etkilemiş hemde bu oluşumun yönüne etki ederek kalıp vazifeside görmişlerdir.

3.Türkiye’de metamorfik masiflerin ara kütleler olma özelliği ne anlama gelir?

-- Daha sonraki orojenik faaliyetlere kalıp vazifesi görerek yönlerini belirlediği anlamına gelir. Yani masifler sıradağların dış zonunda yer almaktadır. Masifler, jeosenklinallerde ki sedimentlerin kıvrımlar sırasında bindirmelerle kendisine dayanan bu kıvrımlanmaya yön vermiştir.

4.Batolit gibi büyük magmatik kütlelerin Türkiye’de geniş sahalarda gözlenmesi Türkiye jeomorfolojisinde hangi açıdan önemlidir?

-- Batojit gibi büyük magmatik kütleler daha çok Alp Orojeneziyle (kıvrım boşluklarına sokularak) oluştuğu için Alp Orojenezinin geniş sahalarda etkili olduğunu göstermesi, kıvrım boşluklarını ne doldurdu sorularına cevap vermesi açısından önemli olup, bugun bunların yüzeyde görülmesi üzerlerinde ki çatı kayalarının süprülmesi (stripping) ile alakalı olduğunu göstermektedir.

5.Türkiye volkanizmasında Paleozoik, Mesozoik ve Tersiyerde ki volkanik faaliyet ve volkanik ürünler nasıl olmuştur?

-- Paleozoik’te oluşan volkanik faaliyet çok az ve sadece Mardin Derik civarında ve Adıyaman Tut bucağında görülmekte olup, Kambrien-Devonien arasında diyabaz ve diyabaz tüflerinin çıktığı görülmektedir. Mesozoikte (Kretase)  jeosenklinaller içinde denizaltı püskürmesi olarak başlayan volkanizma, Miyosen den önce yüzeye yakın yerde andezit, trakit, dasit; Miyosenden sonra bazalt, tüf, cürüf, kül, volkan bombası vb. proklastikler çıkmıştır. Tersiyerden itibaren volkanizma jeosenklinal alanlarından kratonlara kaymıştır. Çünkü blok tektonizması etkili olmuş ve volkanizma kırık hatları boyunca şiddetini arttırmıştır.
6.Türkiye’de Paleozoik’te medyana gelmiş olan orojenik olaylara ait deliller genel olarak nerelerde yer alır?
-- Kuzey Anadolu kıvrımlarının  dış zonunda yer alır.  Karadeniz kıyı dağlarının batı kesimin de Kocaeli ve Biga yarımadalarında, yer yer Toros Dağlarında, Amanos dağlarında ve Güneydoğu Anadolu’da Paleozoik kıvrımlarına ait bulgular vardır.
7.Bugun Paleozoik kıvrımlarına ait izlerin son derece sınırlı olmasının nedeni nedir?
-- Paleozoik’te ki orojenezle yükselen alanların aşınması ve daha sonraki jeolojik devirlerde üzerlerinin denizel, gölsel ve volkanik malzemelerle örtülmesi.
8. Türkiye’de Alp orojenezi ile oluşan dağların oluşum sırası nasıldır?
-- Alp orojenezi ile dağların ilk oluşumları Kimmeriyen safhası ile başlamıştır. Bu safha Orta Anadolu kuzeyi ile Karadeniz Dağlarının bulunduğu sahanın güney kesimindeki jeosenklinalleri etkilemiştir. Kretase sonlarında ise Anadolu’nun kuzeyinde yer alan ve ofiyolit içeren Mesozoik çökelleri kıvrılmış ve kompleks bir durum almıştır. Daha sonra Laramiyen fazında İç Anadolu ve Toroslarda şiddetli deformasyonlar  meydana gelmiştir. Pontidler ve kenar kıvrımları ise bunu hafifçe geçirmiştir. Daha sonra Pireneen fazında Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslarda  büyük deformasyon gelişmiştir. Anadolu’da şiddetli orojenik hareketler esasen Oligosen’de meydana gelmiş olan Pireneen ve Savien orojenik fazına raslamaktadır. Bu fazlarda Doğu Karadeniz Dağları yükselmiş ve jeosenklinalle olan ilişkileri kesilmiştir. Sonraki Rodaniyen fazında Güneydoğu Anadolu’da kenar kıvrımları bölgesinde kıvrımlanma çok etkin olmuştur. Tüm miyosen Alt Pliyosen tabakaları şiddetle kıvrılmış güneye doğru devrilmiş ve miyosenden daha yaşlı yani eski olan jeolojik istifler konuşma lan miyosen-pliyosen serileri üzerine 15-20 km itilmiş ve bindirmişlerdir. Son olarak Vallakiyen fazında da üst pliyosen sedimentleri deforme olmuştur. Böylece kenar kıvrımları kuşağı Anadolu’nun en gençsıradağları olarak ülkenin orojenik evrimini evrimini tamamlamışlardır.
 9.Türkiye’de Alp Orojenezinde Kimmeriyen safhasını önemi nedir?
-- Önemi Alp Alp Orojenezinin ilk safhası Kimmeriyen Safhası ile başlamıştır. Bu safha Orta Anadolu kuzeyi ile Karadeniz Dağlarının bulunduğu sahanın güney kesimin de ki jeosenklinalleri etkilemiştir. Nitekim bu sahalarda ki Kretase flişleri ile Lias-Dogger arasında ki uyumsuzluk bu orojenik hareketin varlığını doğrulamaktadır. Çünkü flişler jeosenklinallerden yükselip yüzeye çıkan etmenlerdir.
10.Türkiye’de Pre-Mesozoik  (paleozoik ) yaşlı en eski peneplenlere neden eski masiflerin bulundukları yerlerde rastlanmaktadır?
-- Bunlar Paleozoikte meydana gelen orojenik hareketlerin durgunluk safhalarında oluşmuşlardır. Bu nedenle bu yüzeylere sadece eski masiflerin bulundukları yerlerde rastlanmaktadır.
11.Türkiye’de Kuvaterner yaşlı bir peneplenin bulunmaması neden kaynaklanır.?
               -- a- Zamanın kısıtlı olması.                           b-Kuvaterner de ki iklim salınımları. 
c-Tektonik ve östatik taban seviyesi değişimleri
12.Türkiye’de tektonik kökenli ova ve havzaların ortak üç özelliği nelerdir?
--Türkiye’de tektonik kökenli ova ve havzalar geniş yer kaplamaktadır. Genellikle normal faylarla sınırlandırılmış grabenler ve doğrultu atımlı faylar boyunca uzanan pull apart (çek ayır) çöküntü alanlarına karşılık gelirler. Çökme sonucu meydana gelen havza tabanlarında Neojen ve Kuaterner boyunca çok kalın sediment birikmiş, havzaların bir bölümüde göllerle işgal edilmiştir.
13.Türkiye’de akarsu deltalarına 10 örnek.
-- Göksu Deltası ,  Meriç Deltası , Yeşilırmak Deltası , Kızılırmak Deltası , Sakarya Deltası , Gediz Deltası , Küçükmenderes Deltası , Büyükmenderes Deltası , Seyhan ve Ceyhan Deltası , Asi Deltası.
14.Türkiye’de platoların genel özellikleri nelerdir?
-- Türkiye’de platolar genellikle 500 m den sonra başlar ve 2000 m nin üzerine kadar çıkar.
      Platolar özellikle:
- Yatay yapılı Neojen tabakaları ve volkanik lavların oluşturduğu örtü karekterinde ki araziler üzerinde;
- Peneplen arazilerin gençleşmesi ile;
- Yer yerde proklastik volkan konilerinin bulunduğu yerlerde gelişmiştir.
     Platoların en yaygın olduğu alanlar;
- Orta Anadolu Bölgesinde ; Tuz Gölü ve Konya Ovası arasında Obruk Yaylası ; Tuz Gölünün batısın da Cihanbeyli Yaylası ; Tuz Gölünün KB sında Haymana Yaylası.(Bu yaylalar Neojen kireçtaşı, kumtaşı, marn ve killerden oluşan tabakalar üzerinde gelişmişler)
- Yukarı Kızılırmak Bölümünde Uzunyayla (Oligo-Miyosen jipsli seriler ve Eosen-Neojen tortuları üzerinde.) Doğu Anadoluda Erzurum-Kars Platosu, Ardahan Platosu. (bu yaylalarda bazik karekterli lav örtüleri üzerinde gelişmişlerdir.)
15. Türkiye’de Holokarst nereye özgüdür?
-- Batı toroslara
16. Taşeli Platosu’ndaki dolin karstının egemen olmasının litoloji ile bağlantısı nedir?
-- Dolin karstı burada Miyosen kireçtaşlarında gelişme gösterdiği için egemen olmuştur. Miyosen kireçtaşlarında gelişme göstermesinin nedeni de bu sahalarda ki kalkerin yüksek kireç içermesinden kaynaklanmaktadır.
17. Toroslar’da Epirojenik yükselmenin karstlaşmaya  beş etkisini yazınız.
 a: Karstlaşma şiddetlenmiştir.
 b: Akarsuların yataklarını derine doğru kazması ile bir bakıma karstlaşma yüzeyden derine kaymıştır. 
 c: Yer altı akarsu ve mağara sistemleri oluşmuştur.
 d: Kenarları basamaklı polyeler oluşmuştur.
 e: Yer  yer  yüzeyde ki drenaj yer altına geçerek eski vadilerin yerini karstik şekiller (flüvyo-karst) almıştır.                                                                                                                                     
18. Plüvyal devrelerin Türkiye’de karsta etkisi nasıl olmuştur? Neden?
-- Türkiye’de Plüvyal devreler de karstlaşma daha da ilerlemiştir. Örneğin bugun Torosların  yüksek kesimlerinde görülen büyük karstik çukurlar o dönemde açılmışlar ve daha sonra bu çukurlukların bir kısmına buzullar yerleşmiştir. Torosların 1500-2000m  gibi yüksek seviyelerinde büyük karstik çanaklar  ve içerisinde ki kırmızımsı kahverengi topraklar Plüvyal devrede oluşmuştur. (Bugün Toroslar’da genel olarak 1000 m’ye kadar lapya ; 1000-1800 m arasında dolin, polye ve uvalalar bulunmakta; 2000m’den sonra ise karstik şekillerin tahrip olduğu kuşaklar yer almaktadır. Bu bize plüvyal dönemde bu alanlardada karstlaşmanın etkin olduğunu gösteriyor.
19. Türkiye’de gözlenen obruklara ve polyelere 5’er örnek?
-- OBRUK: Kızören Obruğu , Timraş Obruğu , Kuruobruk , Çıralı Deniz Obruğu , Ürküten Obruğu. 
-- POLYE : Ketsel , Bozova , Korkuteli , Elmalı , Avlan.
20. Türkiye’de buzul topoğrafyasının genel karakterleri nelerdir?
-- Türkiye orta kuşakta yer aldığı için buzulların etki alanı ancak yüksek dağlarda olmuştur ve takke buzulu biçimindedir. Türkiye’de özellikle takke, sirk ve vadi buzulları gözlenmektedir. Türkiye’de buzullaşmaya uğrayan yerler Batı Anadoluda 2200m, Doğu Karadenizde 2500m, Doğu Anadoluda ise 3000 m’lerden başlamaktadır. Bunun nedeni karasallık ve denizelliktir. Türkiye’de buzullaşmaya uğrayan alanların 2/3’si Toroslarda, özellikle de Güneydoğu Toroslarda bulunmaktadır. Daimi kar sınırının 3500m olduğu bu  kesimde buzullar 3000m’ye kadar inmektedir. Güneydoğu toroslarda 20’den fazla buzul vardır. Buzullar dağların kuzey yamaçlarında yer alır. Orta Toroslarda dağların doruklarında küçük buzullar vardır. Batı Toroslarda güncel buzul yoktur. Gözlenen morenler buzullaşma izlerini vermektedir. Doğu Karadeniz Dağları’nda güncel daimi kar sınırının kuzeye bakan yamaçlarda 3200m, güneye bakan yamaçlarda ise 3500m olduğu bu dağlar buzullaşma bakımından Türkiyenin 2’nci önemli kesimidir. Erciyes Dağında kuzeybatı yamaçta 400m uzunlukta küçük bir buzul bulunur. Uludağ’da morenler, sirkler; yine Doğu Anadoluda Munzur, Keşis, Mescit Dağı ve Bingöl Dağında Pleistosenden kalma buzul şekilleri bulunur.   

UYARI: Notlardan kimseye bahsetmeyin. Ayrıca sınav günü bu notların okula getirilmesi, birtakım olumsuzluklara  yol açabileceği için (Türkiye Jeomorfolojisi dersinden kalmak gibi) kesinlikle tavsiye edilmemektedir. Onun için okula getirmiyoruz. Evde ezberleyip geliyoruz. Anlamayan arkadaşlar varsa biz uygulamalı olarak anlatıcaz?

Herkese Sınavda Başarılar Dilerim [ҢÃ¥ÄβUŚÃ]
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: